Entegre değerlendirmeler


 

JEOTERMAL SERACILIK


Dünyada yaklaşık 15.000 dönüm, Türkiye’de ise yaklaşık 4.283 dönüm jeotermal sera vardır.
 
2019 yılı itibariyle Türkiye jeotermal sera ısıtmasında dünya lideri olmuştur.
 
Türkiye’de başlıca jeotermal seracılık yapılan yerler:
  Toplam Alan (da)
İzmir 819,0
Manisa 756,0
Afyon 720,0
Denizli 474,0
Şanlıurfa 421,0
Kütahya 293,0
Aydın 153,0
Adıyaman 112,0
Eskişehir 96,0
Kırşehir 92,0
Yozgat 81,0
Nevşehir 60,0
Aksaray 60,0
Ağrı 39,0
Uşak 35,0
Van 32,0
Ankara 30,0
Sakarya 6,0
TOPLAM 4.283
                                                                                  Kaynak: GTHB İl Müdürlükleri (2016)
 
Seraların jeotermal ile ısıtılmasının getirdiği çok önemli avantajlar vardır. Bunlar;
- Jeotermal ısıtma, verimi %50-60 artırmaktadır.
- Sera atmosferine jeotermal karbondioksitin verilmesi verimi %40
artırmaktadır (fotosenteze destek CO2 gübrelemesi).
-  Sera içi sıcaklık döllenme için gereken sıcaklığın üstünde olmakta bu da verimi artırmaktadır. Bu sayede gerekli havalandırma yapılabilmekte ve sera içi rutubet yükselmemekte ve bundan kaynaklanabilecek hastalıklar oluşmamaktadır. Bu, Avrupa Birliği’nin ve Uluslararası Gıda/Sağlık örgütlerinin istediği bir koşuldur.
-  İdeal iç sıcaklık nedeniyle hormonsuz üretim mümkün olmaktadır.
- Seraların teknik, ekonomik, ticari işletmesi için büyüklüğünün en az 25.000 m2 olması, ısıtma hesaplarına esas olan dış dizayn sıcaklığının
- 15ºC’den daha soğuk olmaması ve kış ayları dış hava ortalama sıcaklığının + 5ºC’den daha düşük olmaması gibi bir tavsiye değerimiz bulunmaktadır.
 
Mevcut yaklaşık 4283 dönüm’lük sera ısıtmasının 10 yılın sonunda 15.000 dönüm olması hedeflenmektedir.
 
 
 

JEOTERMAL AKIŞKANLARDAN MİNERAL ÜRETİMİ


Jeotermal akışkandan ticari değeri olan minerallerin üretilmesi mümkündür (CO2, KCl, LiCl, Silica, Zinc, Lithium, Magnesium, Manganese, Boron, Tungsten, Cesium, Rabidium, Potassium, Lead, Copper, Silver, Barium, Strontium vb).
 
Ülkemizde 1986 yılından beri Denizli-Sarayköy jeotermal elektrik santralinin atığı olan karbondioksit (CO2) değerlendirilerek, entegre olarak sıvı karbondioksit ve kurubuz üretimi yapılmaktadır.Ayrıca Aydın-Salavatlı’da jeotermal elektrik santralına entegre olarak sıvı COelde edilmektedir.
 
Yılda yaklaşık 400.000 ton civarında üretim yapan fabrika, Türkiye’nin sıvı karbondioksit ihtiyacının (soft drinks) %50’sini karşılamaktadır.
 
Sarayköy-Denizli jeotermal elektrik santraline entegre sıvı CO2 ve kurubuz üretim fabrikası                     
 
415 litre/saniye toplam debiye ve 250 °C üretim sıcaklığına sahip bir jeotermal akışkandan (akışkan içerisindeki toplam çözünmüş maddenin 10 gram/litre’den daha az olmaması gerekmektedir) elde edilebilecek ürünlerin yıllık değeri  (Edward Wahl, 1977’den uyarlanmıştır) aşağıya çıkarılmıştır;
 
Elektrik için:  2   – 5 Milyon US$/yıl
 
Üretilebilecek mineraller için : 5   – 50 Milyon US$/yıl
 
Isı enerjisi için: 16 – 34 Milyon US$/yıl
 
ABD’de Salton Sea jeotermal alanında Simbol Materials şirketi 2011 yılında Lityum, Manganez, Çinko üretim tesisi kurmuştur.



 

JEOTERMAL VE HİDROJEN

 
Geleceğin yakıtı enerji taşıyıcı olarak bilinen hidrojenin üretimi, jeotermal kaynaklar aracılığı ile de mümkündür.
 
Jeotermalden üretilen elektriğin elektrolizde reaktörde jeotermal akışkanın su olarak kullanılması ile hidrojen üretimi pilot çalışmaları İzlanda’da yapılmıştır. İzlanda, jeotermal zenginliği nedeniyle, bu işe başlamak için en ideal yer olarak görülmüştür.

24 Nisan 2003’de Özel Sektör (Shell) Belediye işbirliği ile dünyanın ilk hidrojen gaz istasyonu Reykjavik-İzlanda’da açılmıştır.
 
Doğal ve ucuz kaynak olan jeotermalden üretilen hidrojen petrolün yerini alarak, arabalarda, ulaşımda kullanılarak şehirdeki hava kirliliğini önleyecek petrol kullanımını azaltacaktır ve ekonomi sağlayacaktır.
 
Arabalarda Hidrojen kullanımının ekonomisi bugünkü (2019) petrol fiyatları ile ekonomik olmamaktadır.
 

JEOTERMAL SU İLE BALIK ÜRETİMİ


Düşük sıcaklıklarda (30 °C) kültür balıkçılığı gerçekleştirilmektedir (Karides, Levrek-Sarı levrek, Çupra, Tilapia (çupra türü), Yayın, Sazan, Kedi balığı, İstiridye vb.
 
Yaz aylarında yapılabilen kara veya deniz balıkçılığı, jeotermal ısıtma yapılarak 12 ay yapılma ve daha yüksek rekoltede ürün elde edilmesini sağlıyor. Jeotermal Balıkçılık sayesinde uygun sıcaklık ortamı ile deniz ürünlerinin büyüme oranlarında %50-%100 artış sağlanmaktadır.
 
Örnek Olarak: Yayın Balığı: 17-24°C (4-6 ay), Alabalık:12-18°C (4-6 ay), Karides:26-30°C (6-9 ay),Yılan Balığı: 27-30°C (6 ay), Tilapia (Çupra): 22-30° (6 ay), Pangasius (30°C)
 
Jeotermal suyun jeokimyasının uygun olduğu yerlerde doğrudan jeotermal akışkan jeotermal balıkçılık için kullanılabilir. Balıkçılık için su kimyası ile ilgili bazı sınırlar:
pH:6-8, Hydrogen Sulfide:0, Ammonia-Nitrogen:<0,05ppm, Alkanilite:20-400 ppm, Sertlik:20-400 ppm, Klor    :<0,02, Karbondioksit:<20 ppm ‘dir.
 

TERMAL SAĞLIK TURİZMİ (BALNEOLOJİ, KAPLICA AMAÇLI KULLANIM)
 

 
Yapılan arkeolojik çalışmalara göre, termal sular yaklaşık 10 Bin yıldan fazla süredir birçok topluluk tarafından kaplıca amaçlı tedavi için  kullanılmaktadır.
 
Dünyadaki Mevcut duruma bazı örnekler;
Termal turizm amaçlı olarak Almanya ve Macaristan’a 12 Milyon kişi, Rusya’ya 8 Milyon kişi, Fransa’ya yaklaşık bir milyon, İsviçre’ye 800 Bin kişi gitmektedir. 126 Milyon nüfuslu Japonya’nın sadece Beppu şehrine 13 Milyon kişi termal turizm amaçlı olarak gelmektedir.

Das Leuze Kaplıca ve Rekreasyon Tesislerini (Stuttgart/Almanya) yaz aylarında günde 8000 kişi ziyaret etmektedir. Bu rakam, yıllık ortalama 3000 kişi/gün olmaktadır.
 
Japonya’da 1500 adet kaplıcada 100 milyon geceleme kapasiteli termal turizm yapılmaktadır. Beppu'da 1000 litre/saniye jeotermal su termal turizm amaçlı kullanılmaktadır.
 
Amerika'da yaklaşık 10.000 yıldır kullanılan, Kızılderili kültüründen gelen termal turizm amaçlı 350 adet kaplıca vardır. Bu kaplıcalardan yılda 16 Milyon kişi yararlanmaktadır.
    
Türkiye’deki  termal turizmin mevcut durumu ve termal suların özellikleri;
   
Güzelleşmek ve daha sağlıklı olmak, vücut direncini artırmak, ağrılardan kurtulmak, stresten uzaklaşmak, bedeni ve zihni dinlendirmek için kaplıcaların kullanımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artmaktadır.
 
Kaynak zenginliği açısından dünyada ilk 5 ülke arasında yer alan Türkiye’nin termal suları, hem debi ve sıcaklıkları hem de çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikleri ile Avrupa’daki termal sulardan daha üstün nitelikler taşımaktadır. Ülkemizde debileri 2-500 lt/sn arasında değişen 1300 dolayında termal kaynak bulunmaktadır.
 
Türkiye'de, 450 adet kaplıcadan yılda 20 Milyon kişi birçok hastalığın tedavisinde, rehabilitasyon ve dinlenme (tatil) amaçlı olarak faydalanmaktadır.
 
Tıpta 'termomineral sular' olarak adlandırılan termal suyun kaplıcada  kulllanılabilmesi için o suyun yeraltından çıkan doğal termal su olması, sıcaklığının 25 derecenin üzerinde bulunması, litresinde ise en az 1 gram mineral bulunması gerekmektedir. Türkiye'de yılda 20 milyon kişi kaplıcalara gitmektedir. Uzmanlar, ister müzmin bir rahatsızlığı olsun, isterse sağlıklı herkesin hastalık durumlarında tedaviyi güçlendirmek, sağlıklı durumlarda ise bağışıklık sistemini güçlendirmek için yılda bir kez kaplıca kürü almasını önermektedirler.
Kaplıcaların tedavi maksatlı olarak önerildiği hastalıklar:
 
* Romatizmal hastalıklar
* Solunum sistemi hastalıkları
* Cilt hastalıkları
* Kas iskelet sistemi hastalıkları
* Kalp dolaşım sistemi hastalıkları
* Mide bağırsak hastalıkları
* Böbrek ve idrar yolları hastalıkları
* Kadın doğum hastalıkları
* Nörolojik hastalıklar

Daha çok Türkiye’de ortalama %80, dünyada ortalama %60 romatizmal hastalıklar, genel kas ve yorgunluk ağrıları üzerinde etkili olduğu bilinen kaplıca tedavisinin bir diğer önemli etkisi de hastanın yaşam kalitesini yükseltmesi ve yaşantısını aktif sürdürebilmesi için rehabilitasyon sağlamasıdır. Arınma ve temizlenmeyle birlikte bünyenin güçlenmesi, dolayısıyla kişilerin hastalıklarının kötüleştirici etkilerini üzerlerinden atmaları nedeniyle kaplıca son dönemde ‘detox' olarak da tanımlanmaktadır.
 
Ayrıca kaplıca tedavisi almak için belirli bir yaş sınırının olmamasına dikkat çeken uzmanlar ileri yaştakiler ve çocukların da kaplıcalardan rahatlıkla kür uygulaması alabileceğini belirtmektedirler. Çocuklarda saman nezlesi, astım gibi üst solunum yolu rahatsızlıklarında kaplıca kürlerinden yararlanılmakta iken yaşlılarda yaşlılıkla birlikte ortaya çıkan birçok kronik rahatsızlıkta, örneğin hipertansiyon, kroner kalp hastalığı, diyabet (şeker hastalığı), kronik akciğer hastalığı gibi durumlarda kaplıca kürlerinin olumlu etkileri kanıtlanmıştır.
 
Hastalıkların çeşidine göre uygun kaplıca suyunun seçimi, yararlanma teknikleri ve süreleri bir uzman tavsiyesiyle yapılmalıdır. Kaplıca kür uygulaması bir uyarı ve uyum tedavisi olduğundan belirli bir zaman aralığında gerçekleştirilir ki bu süre genelde en az 10 gün, en uygunu 15 gündür. Yine kaplıcalardaki ideal su sıcaklığı 37-40 derecedir ancak bazı durumlarda (çocuklar ve yaşlılar hariç) 40 derecelik banyolar da önerilmektedir.
 
Kaplıcalarda termal mineralli sulardan sonra en sık kullanılan diğer bir tedavi unsuru; sudan biraz daha farklı termo fiziksel özellikleri bulunan şifalı çamurlardır. Ülkemizde birçok kaplıcada şifalı su ve banyo terapisi uygulanabilmektedir. Türkiye’de bulunan bazı termal tesislerde, hem süre hem de tedavi nedeniyle ekonomik faaliyet, deniz, kum, güneş turizminden yaklaşık iki katı daha büyük olmaktadır. Yani kişi başına 2500-3000 ABD Doları gelir kabul etmek mümkündür.
 
Termal Turizm için ülkemize gelen kişiler 3’ncü yaş grubundandır. Bu yaş grubu, tedavi ve konaklama için yaptığı harcamaları sadece kendi sağlığı için yaptığından, bıraktığı döviz diğer turizm dallarında gelen turistlerin bıraktığı dövizden çok daha fazladır.
 
Termal suyun denizle birleştirilmesinin avantajları;
 
Deniz ile termal su tedavisi birleşerek aile bütünlüğü sağlanmaktadır. Böylece gençler ve yaşlılar birlikte deniz ve termal tedaviden faydalanmaktadırlar.
 
Türkiye, termal su ile denizin buluştuğu nadir ülkelerdendir. Ülkemizde termal turizm ile denizin entegre kullanılabileceği yerler olarak;  Çeşme, Kuşadası, Seferihisar, Bodrum, Edremit, Kestanbol, Dikili, Aliağa vd. örnek verilebilir.

Neler Yapılabilir;
 
Türkiye'de kaplıca amaçlı olarak (~40ºC) 50 Bin litre/saniye jeotermal su üretilmesi, tahmini bir potansiyel değerdir. Bu da termal potansiyelimizden ve kaplıcalardan günde en az 8 milyon kişinin yararlanması demektir.
 
Türkiye’de bu potansiyelin değerlendirilmesi için; termal tesis için gerekli arsa, Hazine, Valilik ve Belediyeler tarafından temin edilip yatırımcıya kiralanarak, yine Valilik ve Belediyelerin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Turizm Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın desteği ile, jeotermal termal su üretim kuyusu, taşınması, dağıtımı, reenjeksiyonu ve benzeri sistemleri kurup işletmesi, ucuz ve uygun termal su ücreti karşılığında sağlanmalıdır (İtalya ve Almanya örneklerinde olduğu gibi).
 
Özel İdare, Belediye ve Özel Sektör birlikte veya Belediye şirketleri rekreatif ve termal turizm amaçlı bu tür tesisleri kurup işletmelidirler (Almanya’da Belediye Şirketlerinin yaptığı gibi).
 
 
ALMANYA VE İTALYA’DA BULUNAN BAZI KAPLICA VE TERMAL SAĞLIK TESİSLERİ HAKKINDA BİLGİ

Münih’e 100 km mesafede bulunan Bad Füssing termal tesisleri bir şehir özelliğindedir. 4 tane büyük kür merkezi, bir kaplıca şehrinin ihtiyacı olan oteller, kür parkları, binicilik parkları, sanatoryum, hastane, klinik oteller, konser salonları, ibadet yerleri ile bir bütün olup, 70 km²’lik bir alana yerleşen Bad Füssing’de 23.000 yatak bulunmaktadır.
 
Ayrıca bölgede bulunan, bazı otellerin içerisinde kaplıca ve termal su tedavisi ile ilgili birimler bulunmaktadır. Bazı oteller ise bu tür ihtiyaçlarını ve hizmetlerini otel dışında bulunan tedavi maksatlı tesislerden almaktadırlar. Bad Füssing tam bir kaplıca şehridir. Jeotermal su sıcaklığı 57°C’dir ve bir şebeke ile termal su dağıtılmaktadır. Termal su üretim ve dağıtımını bir birlik üstlenmiştir. Ağırlıklı olarak kamudan oluşan bu birlik; Valilik, Belediye ve bu suyu kullananlardan oluşmuştur. Bad Füssing termal tesisleri Avrupa’nın en büyüklerinden birisidir.
 
Bir kür merkezindeki büyük termal havuzların toplam alanı, 10.000 m²’ye kadar ulaşmaktadır. Bunlar yerel yönetimler tarafından yapılmıştır. Oteller ise özel sektörün kurduğu tesislerdir. Bad Füssing tesisleri yaz-kış çalışmaktadır ve buraya gelen insanlar tedavi, dinlenme ve eğlenme ihtiyaçlarını burada gidermektedirler. 
 
Bu bölgeye yakın bulunan Bad Griesbach termal tesisleri golf turizmine entegre olmuş tesislerdir. Oteller ve kür merkezleri birbirine yer altından büyük galerilerle bağlanmıştır. Oraya araba, otobüs vb. ile gelen tedavi edilecek kişi hiç etrafla temas etmeden yağmurla, rüzgarla karşılaşmadan otellere ve kür merkezine ulaşmaktadır.
 
Bütün oteller birbirine yer altından bağlanmıştır ve Bad Griesbach Tesisleri yeni kurulmuştur ve burada yılda 1 milyon geceleme yapıldığı öğrenilmiştir. Yaklaşık ziyaretçi sayısı yılda 150.000 kişidir.
 
Bir başka örnekte Münih yakınlarında bulunan Erding Termal tesisidir. Bu tesis daha çok rekreatif amaçlı, çatısı kapanıp, açılan bir termal havuz ve etrafıyla Münih’e hizmet etmektedir. Özel sektör tarafından kurulmuştur ve karlılığı yüksek bir tesis olarak kendisini göstermektedir.
Ayrıca 60°C’lik jeotermal su 3000 metre derinden üretilmektedir. Bu suyla Erding’te 4000 ev ısıtılmaktadır. Bu iki tesiste de reenjeksiyon yoktur.
 
Almanya’da bulunan 200’den fazla kaplıca tesisi yani termal turizm tesislerinde direkt ve indirekt yaratılan ekonomik faaliyet yılda 30 Milyar Euro civarındadır.
 
Almanya’daki Kür ve Tedavi Merkezlerinin sayısı 241’dir. Bu tesislerdeki geceleme sayısı 65 Milyon, toplam ziyaretçi sayısı ise 12 Milyon’dur.
 
İtalya’nın Padova bölgesinde bulunan Abano termal’de 130 tane otel bulunmaktadır. Otellerin çoğunda kendi içerisinde kaplıcaları, tedavi, çamur banyoları termal havuzları, inhalasyon birimleri, küvet birimleri bulunmaktadır.
 
Abano Termal Turizm Şehrinde 1000 lt/s’ye kadar reenjeksiyon yapılmayan jeotermal su üretilip, dağıtılmaktadır. Yine üretim ve dağıtım sistemini Valilik, Belediye ve Otelcilerden oluşan bir birlik kar amaçsız olarak yapmaktadır ve 80°C’deki jeotermal suyu 0,2 Euro/m³’e satmaktadır.
 
Yine buraya yılda gelen turist sayısı ile birlikte bu bölgenin turizmde sağlamış olduğu gelir 4,5 Milyar $ civarında hesap edilmiştir.
 
Abano Terme bir şehir özelliğindedir. Burada da yine tedavi birimleri, oteller, oteller içerisindeki kaplıcalar, konser salonları, ibadet yerleri, bir şehirde bulunması gereken her türlü alışveriş, eğlenme ve dinlenme birimleri ile Abano Terme bir termal şehri olmuştur ve oteller kendi büyüklüklerine göre ihtiyaçlarına göre arsa seçmişler ve o bölgeye yerleşmişlerdir.
 
200’ün üzerinde jeotermal kuyu açılmış ve burada yer alan jeotermal kuyular birbirine bir şebeke gibi bağlanarak kullanılmaktadır. Oteller bu termal su ile de ısınma yapmaktadırlar. Abano Terme ile Bad Füssing Termal Turizm Şehri Avrupa’nın en büyüklerindendir ve bu termal şehirlere gelen konaklayan insanların en az %70’i kaplıca maksatlı olarak, tedavi amaçlı olarak gelmektedir. Bu tesisler yaz-kış doludur. Tedavi ve konaklama giderleri Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar yüksektir. 4 yıldızlı bir otelin indirimli sadece konaklama bedeli 120 Euro’nun üzerindedir.
 
Dolayısıyla Türkiye’de kurulacak olan Termal Turizm Tesisleri ile Avrupa’dan ve Arap ülkelerinden gelecek tedavi maksatlı küristlerin ihtiyaçları rahatlıkla karşılanabilecek ve işletilebilecektir. Bunun için Türkiye’de her türlü alt yapı (termal su, güzel tabiat, uygun iklim, tarihi zenginlik) bilgi birikimi, teknoloji, hizmet anlayışı mevcuttur. Termalizm Türkiye için bir şanstır.